Tanıtım Video

Tokat Yağlısı-Yağlı

Tokat ve yemek denince benim aklıma (Tokat kebabı diyenler sakin olsu lütfen, o değil zira) yağlı gelir.

Bilir misiniz yağlıyı. Kimisi “ha bu bizim katmer” o der kimisi “e gözleme bu” der. Haşa huzurdan ama cümlesi halteder. Yağlı yağlıdır, o kadar; hiç bir yörenin başka bir şeyine benzemez.
………..

Simit fırınları gibi yağlı fırınları var Tokat’ta.

……….. Sıcak dursun diye altında inceden bir ateş yanan, kola takılan, 4 bir tarafı ve dahi tavanı camdan mamul o kol askılarında satılır.

Sabah çok erken saatlerde satılır. Ama fırınları biliyorsanız, nazınız geçerse biraz bekleyerek yaptırabilirsiniz.

En keyifli yeme şekli şöyledir :

Cumartesi hatta pazar günü, sabahın çook erken vaktinde, daha hava aydınlanmadan, odun ateşiyle inceden aydınlanmış olan fırının kapısına varırsınız. İçeriden bakıp sizi görünce hoş beş eden çalışanların arasından sıcak ve yağ kokan fırına girersiniz. Sıcaklarından istediğiniz için hali hazırdaki parti fırına girinceye kadar beklersiniz. Bu zaman zarfında size ikram edilen çayı, az önce çıkmış yağlılarla birlikte mideye indirirsiniz. (ki bu sayılmaz) Sonra yeni parti çıkınca, size iltimas olsun diye gazete kağıdına değil de tezgah altındaki beyaz kağıda sarılan, efendim ben diyeyim 10 siz deyin çüş, ya da 15, neyse işte yağlıyı alıp arabanıza koyar, yağlı kokuları eşliğinde evinize varır, gitmeden demlemiş olduğunuz ve bu nedenle sizi demlenmiş olarak karşılayan çayın kokusu ve tadı eşliğinde bir güzel yersiniz.

Bu arada gittiğiniz fırın, gayet bilinen Tokat türkülerinden biri olan “sulu sokak taşları” türküsünün yazıldığı sokağın tepesindedir. Parke taşlı yokuşu, o vakitte, sakin sakin çıkarken hafif hafif bunu mırıldanmanız.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir